YAZILAR

Eli Taşın Altına Koymak…


Campaign

1939–1945 yılları arasında yüz binlerce insanın öldüğü II. Dünya Savaşı’nın ardından Almanya’da neredeyse taş üstünde taş kalmamıştı. Sadece ülke ekonomisi değil, sosyal yaşam oldukça ağır bir darbe almıştı. Aynı savaşta iki büyük kentine; Nagasaki ve Hiroşima’ya atom bombası atılan Japonya’da da durum bundan pek farklı değildi. Bugüne gelindiğinde ise bu iki ülke dünya arenasında o savaşın öncesinden çok daha güçlüler. Ticari savaşların yaşandığı günümüzde Japonların Toyota’sı var, Almanların ise Mercedes’i

Bu hızlı kalkınmanın formülünü bulmak çok da zor olmasa gerek. Tek kelimeyle buna ‘toplumsal gelişim’ atağı denilebilir. Zira her iki milletin insanları da el ele verdiler ve yaşamlarını yeniden inşa ettiler. Yeni binalar yapmakla kalmadılar, her işlerinde son teknolojiyi kullandılar hatta çoğu zaman o son teknolojiyi kendileri buldular. Bütün bunları yaparken geçmişten ders almayı da ihmal etmediler. Her Japon çocuk ilköğrenim çağında önce devasa fabrikalara götürülür ardından ise Hiroşima ve Nagasaki’deki kurak topraklara. Ve onlara denilir ki; ‘eğer çok çalışıp onları geçemezseniz sizin de sonunuz böyle olabilir’.

Biz ise kendi kurtuluş mücadelemizi onlardan çok daha önce verdik. Ancak tam bağımsızlık için ekonomik bağımsızlık gerekiyor ve biz hala bunu sağlayabilmiş değiliz. ‘Balık baştan kokar’ misali her günkü tartışmalarıyla ‘kavga kültürünü’ körükleyen devletin tepesindekiler dâhil olmak üzere her kesim birbiriyle el ele vermek yerine birbirini alaşağı etmeye çalışıyor. Etnik farklılıklar, düşünce farklılıkları vardır; olabilir. Bakın Amerika’ya aynı sorunlar orda da var. Hatta daha fazlası var. Ama gelin görün ki topluma yönelmiş bir şiddet olayında (bakınız 11 Eylül vakası) bütün halk adeta tek vücut oluyor. Onlarda da Lakers’ı tutan var, Utah Jazz’ı tutan var. Ama ülkeleri dünyanın en gelişmiş ülkesi. Biz de ise Fenerbahçe-Galatasaray maçında neredeyse iç savaş görüntüleri yaşanıyor.

Ama artık yetmesi lazım. Çok zaman harcadık, buna artık lüksümüz yok. Her günümüzü gün edip, nerde akşam orda sabah şarkıları söylemek bir yere kadar. Dünyada rekabet hiç olmadığı kadar acımasız bugünlerde. Biz iç çekişmelerle birbirimizi yerken çok değil hemen yanı başımızda vahim olaylar cereyan ediyor. Birlik ve beraberliğe yani ‘toplumsal gelişime’ bugün her zamankinden çok daha fazla ihtiyacımız var. Evde bilgisayar başında oturup, ‘elimizden ne gelir ki’ diye düşünmeyin. Herkesin bu yangına dökecek bir damla dahi olsa bir suyu vardır elbet. Bu topraklar dünya tarihinde kolay kolay kimseye nasip olmayacak kahramanlar gördü. Bir kez daha neden olmasın… Eli şimdi taşın altına koymak gerek…

Parmağınızı kıpırtadacak haliniz olmadığı zamanlarda Hiroşima’ya kadar gitmeye gerek yok, Çanakkale’yi hatırlayın yeter. İşte o zaman ‘damarlarınızdaki asil kan’ aklınıza gelecektir…

Hatta Kalın...