YAZILAR

Sitesi Olmayana Kız Yok!


Campaign

Yukarıdaki başlıktaki olası yanlış anlama bundan birkaç yıl önce Banu Alkan’lı ‘ixir’ reklâmlarıyla gündeme gelmişti ilk kez. Kokoreççi ve kestanecinin ‘web sitesi’ sorusunu ‘site yapacak yer mi kaldı’ diyerek cevaplamıştı kendisi. Bu cevap yakın gelecekte sanal âlem için de geçerli olacak gibi görünüyor.

Geçtiğimiz günlerde dünya gündemine bir haber düştü. İki gencin henüz iki yıl önce kurduğu video paylaşım sitesi ‘youtube’ kısa zamanda ziyaretçi akınına uğramıştı. Ve bu site sanal âlemin devlerinden ‘google’ tarafından 1,65 milyar dolara, evet tam bir milyar altı yüz elli milyon dolara satın alındı. Microsoft’un CEO’sunu bile şaşırtan bu rakamı okuyunca aklıma bizim göğsümüzü gere gere övündüğümüz Türk şirketleri geldi. Neredeyse yarım asra yaklaşan birçok şirketimizin yıllık cirosu bu rakama yaklaşamıyordu bile. Sadece onlar mı? Dünyanın sayılı global markaları Mercedes, Shell ve daha bir çoğu ‘marka değeri’ açısından çok gerilerde kalıyordu. O iki genç bu site projelerini bir Türk şirketine götürmüş olsalardı ve “biz bir site kurup, video paylaşacağız” deselerdi alacakları cevabı eminim tahmin ediyorsunuzdur. Yani ‘youtube’ mu ‘google’ mı derken hangisine şaşıracağımızı şaşırdık. Biri iki sene içinde o bedele, diğeri de biraz daha fazla süre içinde o bedeli ödeyecek mali güce kavuşmuş.

Peki bu nasıl oldu? İşte ‘yeni ekonomi’ dedikleri şey burada yatıyor. Bu ve bunun gibi sayısız gösterge internet dünyasının hayatımızda çok daha fazla yer kaplayacağının en net belirtileri aslında. Hatta 2008 yılında e-ticaret hacminin 75 milyar dolar olacağının tahmin edilmesi ve yine geçtiğimiz günlerde İngiltere’de yapılan bir araştırma sonucunda internet reklâmlarının izlenme oranın TV reklâmlarını geride bırakmaya başladığının açıklanması da. Bugün üzerinde çalışılan şeylerden biri de her evde bulunan TV’leri de internete bağlayabilmek. Bütün bu süreç ilerledikçe ve geliştikçe hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

Geçtiğimiz günlerde katıldığım bir konferansta Serdar Erener sunumuna yirmi civarında, kategorilerinde lider Türk markalarını koymuş ve izleyicilere ‘bunlardan hangisi yarın olmasa üzülürsünüz?’ diye sormuştu. Henüz global anlamda bir web sitesine sahip olmadığımız için listede yoktu. Ve 700 kişinin oyladığı markalardan hiçbiri on üzerinden 8’i geçemedi. Oysa listede ‘google’ olsaydı en yüksek oranı yakalayacağı kesindi. Günde ortalama elli kez tıkladığım ve birçok çalışmamı kısa sürede bitirmemi sağlayan ‘google’ olmasaydı şahsen benim çalışmalarım sekteye uğrardı. Ve tıpkı cep telefonu gibi o yokken ne yapıyorduk bilmiyorum. Eminim bu düşüncemi milyonlarca insan paylaşıyordur.

Bugünün başarı öyküleri artık ‘küçük bir dükkânda mal satarak’ cümlesiyle başlamıyor. Bir ekonomi dergisinin geçtiğimiz aylarda açıkladığı 40 yeni zenginin yarıdan fazlası internet zengini ve bu sayı dünya üzerinde her geçen gün artıyor. Üstelik bu ‘yeni yol’ bugün tek sermayeleri ‘zekâları’ olan birçok girişimci ruhlu genç için en ideal yöntem haline geldi. Öyle görünüyor ki, çağın kesinlikle en büyük icadı olan internet bir yandan ‘girişimciliğin’ genetik kodlarını yeniden yazarken, diğer yandan da web sitelerini gezmeden alışverişe çıkmayan hatta artık alışveriş için evden çıkmayan, gününün büyük çoğunluğunu net’te geçiren, bütün işlerini oradan yürüten kısacası her şeyi internet olan yepyeni bir kuşak oluşturuyor. Şimdiki bilişim çocukları diye adlandırılan ‘Z’ kuşağı çocuklarının egemen olacağı yakın gelecekte internet bağımlılığının –ki artık bunu bağımlılık demek yanlış olmaz–, en az on misli artacağını ön görmek iddialı bir kehanet olmayacaktır sanırım. İşte o zaman ‘internet yokken ne yapıyorduk’ sorusunun cevabını hatırlamak çok daha güç olacak.

Ne kurumsal ne de bireysel olarak internet âleminde yerinizi almakta daha fazla gecikmeyin. İnsanlar artık sizi oradan arıyor, oradan tanıyor, izliyor ve sizinle oradan iletişime geçiyorlar. Yani ‘sanal vitrin’iniz nasılsa siz de artık öylesiniz

Dedim ya; sitesi olmayana yakında kız da yok…